23 Şubat 2012 Perşembe

Nietzsche'nin ahlak anlayışı, kader ve gizemin gereklilikleri.

2-3 gün kadar bir süre oldu yazmayalı, beden dersi yüzünden kaynaklandı bu durum. Hoca beni öyle bir yordu ki; canım hiç bir şey yapmak istemiyordu, pc başında otururken belim ağrıyordu, sürekli bir halsizlik, bir yorgunluk vardı üzerimde. Aklıma çok güzel düşüncelerde gelmişti aslında ama üşendim açıkçası yazmaya. Sanki burayı biri okuyormuş gibi konuşuyorum değil mi ? okumayan kimse olmasa da belkide ölünce yazılarım biri tarafından okunur ve anlaşılır. Tek beklentim: birilerinin benim hakkımda, bende olmayan kötülükleri düşünmemesi.

İnsan ne kadar tuhaf bir varlıktır kardeşlerim. Anlamadan yaşar, emin olmadan inanmak ister, milyonlarca belkide trilyonlarca insan ölmüşken hala daha bin yıllık ömrü olduğunu zanneder. Belkide ölüm günümüzü bilseydik şuan tüm dünyadaki insanlar intihar etmişti.Tüm sorular, her olgu aklımızda kesin bir yargı oluşturabilseydi tüm insanlar delirmiş vaziyette olurlardı. Bu gizem, bu kuşku; bizi ayakta tutan ve yaşamımızdaki dengeyi sağlayan varlıktır, her ne kadar bizim için sorun olan onlarmış gibi düşünsekte.

Kader nedir kardeşlerim, yaşanılan tüm meseleler mi ? Hayatımızdaki önemli kararları verdiğimiz an mı ? Kader sadece doğum, ölüm yada elimizde olmadan gerçekleşen olaylar mıdır sizce? Daha ilkokul çocuğuna öğretirler kaderi ve çocuk 50 yaşına gelip bir birey olduğunda bile, tam olarak cevaplaması zor olabilir bu soruyu. Kader her şeydir dostlarım, elinizi şuanda havaya kaldırmanız, bu yazıyı okumanız, kendinizden şüphe etmeniz bile kaderdir. İnsan beynine düşünce gelir, siz o düşünce üzerine düşünürsünüz ve böylece bir fikir oluşturduğunuzu zannedersiniz. Ama beyninize gelen düşünceyi sizin belirleme olanağınız yoktur. Bu yoldan hareketle, kader her şeydir. Suç ve Ceza romanını çoğu kişi okumuştur, bilinen bir romandır. Aramızda Raskolnikov'u sevmeyen var mıdır? hatta onun gibi olmak isteyenlerin bile var olduğu kanaatindeyim. Tüm bu beğenilere rağmen Raskolnikov aslında bir katildi. Raskolnikov'un eyleme geçişini ve bu geçiş sırasında yaşadığı ince, çok kısa ve üzerine mantıklı düşünemediği zamanlarda aldığı kararlar; onun elini kolunu bağlamış ve onu istem dışı olarak bir hayata sürüklüyordu. Sizde bunu hissetmişsinizdir ve bu yüzden onu sevdiniz. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza adlı romanında anlatmak istediği: alınan kararların nasılda ince, çok kısa ve üzerine mantıklı düşünemediği zamanlarda alındığıyla alakalıdır; yani insan yaşantısının gidişatı bireyin elinde olmadığını anlatır, yapılan eylemlerin nedeninin bilinemeyeceğini anlatır. Nietzsche'nin de bu yüzden Dostoyevski'yi sevdiğini ve ona övgüde bulunduğunu düşünüyorum; kader konusunda Nietzsche ile aynı görüşü savunduğu için.

Nietzsche'nin ahlak ve sorumluluk anlayışı üzerine yazmış olduklarını da alıntı yaparak sonlandırıyorum yazımı. Birine sorumluluk atfetmek amacıyla kullandığımız duyumsamaların, yani güya ahlaki duyumsamaların tarihi şu başat aşamalardan geçer. Başlangıçta nedenleri hakkında herhangi bir kaygı taşımak yerine, yani yalnızca onların yararlı ya da zararlı sonuçları hakkındaki bir değerlendirmeden hareketle tek tek eylemleri iyi ya da kötü olarak adlandırırız. Ama verdiğimiz bu anlamların kökenini kısa süre sonra unuturuz ve ''iyi'' yada ''kötü'' niteliğinin, onların sonuçlarından bağımsız olarak, bizzat eylemlerin doğasında olduğunu tasavvur ederiz: Taşın kendisini katı, ağacı ise yeşil olarak tanımlayan dille aynı hatayı yaparak - yani bir sonucu neden olarak kavrayarak. Ardından iyiyi ya da kötüyü nedenlere yerleştiririz ve eylemlerin kendilrinii ahlaki bakımdan belirsiz olarak değerlendiririz. Daha da ileriye giderek artık iyi yada kötü eylemlerini tek tek nedenlere değil, bunun yerine tıpkı bir bitkinin topraktan yetişmesi gibi, nedenin çıktığı kişinin tüm varlığına atfederiz. Böylece kişiyi sırasıyla sonuçlarının, ardından eylemlerinin,ardından nedenlerinin ve nihayet varlığının sorumlusu haline getiririz. En sonunda bu varlığın bile, tamamen zorunlu bir sonuç, geçmiş ve şimdi şeylerin öğelerinin ve etkilerinin bir somutlaşması sebebiyle, sorumlu olamayacağını keşfederiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder