19 Şubat 2012 Pazar

Gece

Bugün aklıma yine bir ton düşünce geldi. Onları genelde uyurken; daha doğrusu uyumaya çalışırken yakalıyorum. Neden şuan aklıma hiç bir şey gelmiyor? o alengirli sözlerden bazıları mesela ama en azından yazabiliyorum; yazmam gerekiyor neden diye soracak olursanız sizlere verecek cevabım şu olurdu: yazmak insanın duygularını: ağır hissettiği üzerinde bir yük oluşturan duygularını birileriyle paylaşmaya yada ne bileyim birilerinin artık o sırları sır diyorum çünkü; önemli olan her saklı bilgi sır değildir; sır az kişinin bildiği şeylerdir. Sakladığım anlamları artık birilerinin görebilmesine izin veriyorum ve böylelikle daha hafif hissediyorum kendimi; her ne kadar düşüncelerime sonra baktığımda içim acısa da, bu durumun kötü yanı iyi yanı ise; yazmalarımı eleştirecek bir tavır sergiliyor olabilmem.

Gelelim konumuza; yani şu düşüncelerim: kendi kendimle muhabbet ederken yaptığım tespitler. Ölümü çok düşündüm bu zamana kadar, ölümden sonrası nasıl bir yerdir diye yada neden yaşıyoruz ki bizim için ölüm önemli olsun? neden yaşadığımı, neden intihar etmediğimi, neden psikopat biri olmadığımı; şu cümlelerle açıklamıştım bir keresinde ''İnsanı yaşamaya ikna eden, yaşamını anlamlı kılan; kendinde bulduğu ve kimsede göremediği olgudur.'' hala da böyle düşünüyorum çünkü; gerçekten durum böyle. Eğer bu sizde göremediğim olguyu söyleme olanağım olsaydı; söylerdim ama söylemeyeceğim. O, farkın her hangi birinde olması; beni cidden üzer yada onunla dalga geçilmesi. Az önce belirttiğim söz üzerine biri bana sen maddeci misin? lafını söyleyince gerçekten şaşırdım. Maddeciliğin ne olduğunu bilmiyorum; sanırsam materyalist demek istiyordu. Sonradan bu maddeci sıfatını çok duymaya başladım. Ve anladım ki; aha işte yeni bir dillere pelesenk olmuş saçmalık; tıpkı ''2 kişi konuşurken 3.ye bilmem ne düşer'' denmesi kadar aptalca dürtüyle bana karşı söylenmiş bir söz. Sözüme karşılık yapılan bana bu yakıştırma karşısında tekrar baktım ve anlatmaya çalıştığım; din kavramını hiçe sayarak anlatılmış gibi bir izlenim oluşturabilir; bazı ön yargılı kafalar tarafından. Onlara göre insanı hayata bağlayan dindir, insanın yaşamasının sebebi dindir. Bense olaya tamamen farklı açıdan bakıyorum, dinin gerçeklerini kabul etmiyorum değil; sadece kendi fikrimi yazmam beni nasıl bir kişiliğe büründürdü buna çok şaşırdım, gerçekten.

İnsanların yapmış oldukları davranışlara bakıyorum da çoğumuz bir hain sayılabiliriz. En içten sevdiğimiz varlıkları, en duygusal bağlarımızı nasıl olur da satarız? nasıl olur da onları değersiz bir şeymiş gibi çalarız? İlişki durumunda kadın ve erkeğin göstermiş olduğu dikkatimi çeken inanılmaz bir olay var.Bende yaşadım bunu; En sevdiğim en düşündüğüm,En önemsediğim varlığını sürekli yanımda hissettiğim bir kızı; yaptığı ufak bir hata sonucu, kanlım belledim.ondan o kadar tiksindim ki; hâla ondan nefret etmeme sebep oluyor o tiksinti. Nasıl bu kadar tüm o duyguları bir çırpıda silip atabiliyor ve yerine belki ondan daha güçlü nefreti koyabiliyoruz? Nasıl olur da aşkım, sevgilim, canım, dünyam diyebildiğiniz bir kişi için; ''5 dk lık'' bir karar değişmesiyle orospu, iki yüzlü, şeytan diyebiliyoruz. Bu garip meselelerden bir diğeri ise; en sevdiğimiz, örnek aldığımız; ruhumuzun anlatıcıları olan yazarların, müzisyenlerin emeklerini bir bedel ödemeden almak, bu onları yağmalamaktır. Onun için iyi bir şey yapmadığın birinin nasıl olur da hayranı olursun ?

İnsanların özünün bir kişiye benzetilmesi; içimi karartan diğer saçmalıklardan bir tanesidir. Bir söz söylüyorsunuz; aynı filozofların konuşması gibi konuşma cevabını alıyorsunuz. Bir şiir yazıyorsunuz; vay be adam şairmiş cevabı ve ardından insanlar sizinle dalga geçiyor, o benzetmeleri yaparak ciddiye almadığını belirtme ihtiyacı duyuyor. Bu durum; her ne kadar fark edilmese de bir çocuğun inanarak ve severek yaptığı resmi size gösterdiğinde, resme tükürmenizden farksız değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder