Bir gün bizim yavrucağın kaybolduğunu fark ettik, tüm aramalarımıza rağmen onu bulamamıştık. Duruma oldukça üzülmüş ve kendimi suçlu hissetmiştim. Bu yüzden onu en çok merak eden ve arayan bendim. Acaba benim düşündüklerimi mi biliyordu, bu yüzden mi bizden uzaklaşmıştı? Arkadaşlarım ile beraber aramalarımızı sürdürüyorduk, ara ara tüm çevreyi dolaştığımızı ve artık onu unutmamız gerektiğini söylüyorlardı. Bir süre sonra ben de onlar gibi pes etmiştim. Bir bankete sıra boyu dizilmiş dinlenmeye ve sohbet etmeye başlamıştık. Tam o sırada, aramızdan bir çocuk eliyle işaret ederek, heyecan ve gururla ''Bakın, işte orada!'' dedi. Hemen gösterdiği yöne baktık, hakikaten de oradaydı. Onu bulmanın verdiği sevinçle hep birlikte koşmaya başladık, aklımda her şey netleşmiş, içim huzurla dolmuş, onu bulduğumuzu ve geri kazanacağımızı sanmıştım. Biz onu özlemiştik; fakat görünüşe göre o bizimle aynı fikirde değildi. Neredeyse yanına vardığımız anda sokağın solundaki bahçeye dalıverdi. Bir süre onu bahçede dolaşırken seyrettik ve adını seslenerek yanımıza gelmesini, oradan çıkmasını sağlamaya çalıştık. Ama hala bahçede dolaşıyor ve bizi duymuyor gibiydi. Bizim koparttığımız gümbürtüye uyanan ev sahibi küfürler ederek bizi kovaladı. Sarışın, renkli gözlüydü. Tehlikeli birine benziyordu, rahatsızlık verecek derecede hastalıklı bir ruha sahip olduğu yüzünden okunuyordu. Bahçenin etrafından uzaklaşmış ev sahibini, ne yapacağını merak ederek, korkarak izliyorduk, yine de bu kadar kötü davranacağını sanmıyordum. Yavrucağı eliyle kaldırarak bahçeden çıkartırken '' Bunu mu arıyorsunuz, he? Bunu mu?'' diye tüylerimizi ürperten hiddetiyle bağırdı. Sonra köpeğin kafasını birkaç defa bankete çarptı. Hemen ardından boynundan tutup başının arkasına kadar kaldırıp, güç alarak asfalt zemine fırlattı. Yavrucak ağlayarak beş-altı metre yokuş aşağı yuvarlandı. Yürümeye başladığında bir ayağının sektiğini fark ettim.
Olanları hayretle izlemiştim. Olduğum yerde dikilmiş, bir kabusa hapsedilmiş gibiydim. Ev sahibinin bu kadar sinirlenmesine anlam veremiyordum ki, hiçbir neden bu yaptığı davranışı haklı çıkaramazdı. Şimdi ise bir insanın bu kadar kötü olmasına anlam veremiyordum. Mantığımın sadece tekilcil olduğunda işe yaradığını anladığım için kendimi suçladım. Yavrucağın bu işkenceyi görmesine benim onu dışlamam mı sebep olmuştu; yani ben mi sebep olmuştum? Bir yanıt aramadım, sanırım yanıt karşımdaydı: Ev sahibi muzaffer bir edayla bizlere bakıyordu, besbelli yaptıklarından pişman değildi.
Olanları hayretle izlemiştim. Olduğum yerde dikilmiş, bir kabusa hapsedilmiş gibiydim. Ev sahibinin bu kadar sinirlenmesine anlam veremiyordum ki, hiçbir neden bu yaptığı davranışı haklı çıkaramazdı. Şimdi ise bir insanın bu kadar kötü olmasına anlam veremiyordum. Mantığımın sadece tekilcil olduğunda işe yaradığını anladığım için kendimi suçladım. Yavrucağın bu işkenceyi görmesine benim onu dışlamam mı sebep olmuştu; yani ben mi sebep olmuştum? Bir yanıt aramadım, sanırım yanıt karşımdaydı: Ev sahibi muzaffer bir edayla bizlere bakıyordu, besbelli yaptıklarından pişman değildi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder